Eşcinsel örgütün toplumda tepkiyle karşılanmasına rağmen küresel medya aracılığıyla halüsinasyon ürettiğini ifade eden Prof. Dr. Ergün Yıldırım: “Toplumsal cinsiyet eşitliği de eşcinselliği perdeleyen bir ideolojidir. Bir afet olan eşcinsellik toplumumuzun manevi bağışıklık sistemini çökertmek istiyor.”

Tüm dünyada yaygınlaşan ve Türkiye’de de Müslüman Türk milletine sapkınlığını kabul ettirmeye çalışan eşcinsel terör örgütü LGBT’nin, AB fonlu STK ve dernekler aracılığıyla çocuklara eşcinsellik aşıladığı ortaya çıktı. Küçük dimağları istismar edip masum gençleri de sapıklıklarına alet etmek için türlü çirkinliklere başvuran ve küresel güçler tarafından da desteklenen LGBT’nin toplumları ifsad edici çalışmalarını ve toplumlara etkisini Sabahattin Zaim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergün Yıldırım’la konuştuk.

Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de etkin olan ve karşıt mecralara adeta terör estiren LGBT faaliyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk toplumunun ahlak ve inanç yapısı, geleneği eşcinselliğe mesafeli. Bu milletin ahlaki kodları eşcinselliği hoş görmez. Bu hayatı benimseyen insanlar aslında bunu çok iyi biliyor. Yine de eşcinseller herkes için ortak kavram ve söylemleri taşımaya çalışıyor. En çok da eşitlik ve özgürlüğü kullanıyorlar çünkü eşitlik ve özgürlüğü kimse reddedemez. Özellikle genç nesiler bu kavramları daha çok benimseyen bir ruh dünyasına sahip. Eşcinsel lobisi de toplumsal cinsiyeti bu çerçevede tartışıyor.

Kadın erkek eşitliği gibi lanse edilse de genelde LGBT’nin kullandığı ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’nin ardında hangi gerçek yatıyor?

Toplumsal cinsiyet eşitliği eşcinselliği perdeleyen bir ideolojidir. Gerçekleştirdikleri faaliyetlerde de apaçık eşcinsel çalışmalar var. Üstelik bu konuda sınır ve ölçüleri yok. Arka arkaya dizdikleri harflerin nereye kadar gideceği de belli değil. Tamamen ucu açık kaotik bir felsefeye sahipler. Her duruma bürünebilirler, dolayısıyla tehdit konusu olmaları da buradan kaynaklanıyor. İlkeleri, prensipleri olmayan bu eşcinsel oluşum, ensest ve pedofiliyi de meşrulaştırabilir.

LGBT lobisinin asıl amacı nedir ve destekçileri kimler?

Yıkıcı ve tehdit edici eşcinsel örgütlenme, cinsel hazla bütünleşen bir egoizmin dışavurumudur. Çok büyük sermaye grupları, siyasi çevreler ve lobiler tarafından fonlanıyorlar. İnsanlar bu fonlar üzerinden çalışma ve araştırma yaptıklarını sanıyorlar. Oysa toplumumuzu ve kültürel dünyasını dönüştürmeye yönelen büyük bir faaliyet. Türklerin Türk olarak var oluşu diniyle, ahlakıyla, kültürüyle mümkündür. Bizi ayakta tutan ve asimilasyona karşı dirençli kılacak olan anlam dünyamızdır. Eşcinsellik ise bu toplumun bağışıklık sistemini çökertmek istiyor.

Eşcinsel oluşum çocukları ve gençleri hedef alarak özellikle aileden kopartıcı ve dinden uzaklaştırıcı bir dil kullanıyor. Bu bağlamda LGBT’yi nasıl tanımlayabiliriz?

İç güdülerimizi yönlendirmeye çalışıyorlar. Beğenilerimizi, tüketimlerimizi, kendi dinimize nasıl bakıp ilişki kuracağımıza bile onlar karar veriyor. Bu açıdan milli mücadele dönemindeki işgalciler kadar tehdit edici bir hareketle karşı karşıyayız. Müslüman Türk aile yapımızı bu eşcinsel örgüte karşı korumak zorundayız.

Sosyal medyada, küresel basında, siyasetçilerin söylemlerinde, filmlerde, dizilerde, müziklerde kısaca her yerde varlar. Sayıları gerçekten bu kadar çok mu?

 Azınlık olmalarına ve toplumda tepkiyle karşılaşmalarına rağmen bunlar büyükmüş gibi algılıyoruz çünkü günümüzün büyücüsü medyacılar aracılığıyla halüsinasyon üretiyorlar. Kendileriyle çalışan araştırmacılara, akademisyenlere, sanayicilere, iş adamlarına statü de veriyorlar. Eşcinsel network, merkezi üniversitelerle, medya gruplarıyla, elit olmakla meşruiyet kazanmış kişilerle propagandasını yansıttığı zaman büyük ve güçlü sanılıyor. Dolayısıyla toplum sinmeye başlıyor. En temelde ahlak, inanç ve aile ile ilgili konularda kendi prensip ve değerlerimizi bunlardan korumalıyız.

LGBT propagandasında zaman zaman bazı kitaplar üzerinden Osmanlı’da da eşcinsellik vardı diyerek kendilerini meşrulaştırılmaya çalışıyorlar. Oysa Kuran’ın bakış açısı ortada. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eşcinsellik zaman zaman görülebilen bir afettir, Kuran’da da uzak durulması gerektiği buyuruluyor. Osmanlı’da da var olmuş olabilir ama hiçbir zaman propaganda haline gelmemiş, akım ve felsefesi olmamış ve meşrulaştırılmaya çalışılmamıştır. Bugün ise toplumda propagandasını yapıyorlar. Özgürlük ve tercih olarak kodluyorlar.

Dünyadaki LGBT faaliyetleri daha da trajik. Çocukları da eşcinsel tuzağa çekiyorlar. Türkiye’de de AB fonlu STK’larda çocukları hedef aldıkları ortaya çıktı. Bu hastalık Avrupa ürünüdür diyebilir miyiz?

Avrupa aşırılıklar topluluğudur. Biz ise aşırılıklar medeniyeti değiliz. Kendi içimizdeki patolojik sorunları da bir orta yol bularak sorunları çözen bir toplumuz. Biz çözümleri reçeteleri iki yüzyıldır Avrupa’dan aldığımız için ilerleyemiyoruz çünkü ahlak, alkol, uyuşturucu, aile konusunda gittikçe dibe batan Avrupa çürümeye gidiyor.

O halde Avrupa çöküğün eşiğinde demek doğru olur sanırım…

Batı medeniyeti bir pik yaptı. Maddi doyumsuzluk içinde ve eşcinsellik gibi patolojilere yöneliyor. Bu nefsi emmare toplumu teknolojik olarak zirvede olabilir ama ahlaki olarak en düşük seviyede. Biz bu boyutları görerek Avrupa’nın yozlaşmışlığına karşı tutum almalıyız.

Çocukların ve gençlerin de takip ettiği sosyal medyada fenomeni eşcinsellerin dejenere hayatının propagandası nasıl engellenebilir?

Karışık olan, sınırları bilinmeyen, bu toplumun değerlerine bombalar bırakacak yöntemler kullanıp çocuklara eşcinsel eğitim veren, kafalarını karıştıran, yönlendirenler engellenmeli. RTÜK’ün ismine ve sorumluluk alanına mutlaka sosyal medya da eklenmeli. Bir ailenin çocuğu üzerinde hakları var. Benim çocuğumda eşcinsel örgütün hiçbir hakkı olamaz. Annenin ve babanın çocuk üzerindeki otoritesini yıkıp kendi otoritesini kurmaya başlıyor, kendi dünya görüşünü inşa ediyor. Ben çocuğumun babasıyım, bunlar kim oluyorlar da benim düşüncelerimi yıkıp çocuğuma yol göstermeye kalkıyor, bu hakkı nereden alıyorlar? Anne ve babaların bunları sorgulaması lazım.

Bu gidiş nereye kadar devam edecek? Bu cinsel sapkınlığa nasıl dur diyeceğiz?

İnsan sosyal bir varlıktır dolayısıyla yaptığımız eylemler toplumu da etkiler. Bir anne bir baba ve bir Müslüman olarak mesuliyetimiz var. Kuran eşcinselliği sapma eğilimi ve habis olarak nitelendiriyor. Bu hastalık, egemen bir söylem haline getirilerek çocuklarımıza, torunlarımıza bulaşıyor. Covid ve eşcinselliğin yükselişiyle aynı anda karşılaşmamız Allah’ın toplumlara ihtarıdır.

*Bu röportaj milatgazetesi isimli medya kuruluşunun haber sitesinden alınmıştır. Yazının asıl kaynağına gitmek için lütfen tıklayınız.

Leave a Reply