İki Seçenek: Şartlar Olgunlaşmadan Evlenmek ya da Hiç Evlenmemek

 

TÜİK 2020 verilerine göre kadınların ilk evliliklerini yaptıkları ortalama yaş 25.1 iken bu yaş erkeklerde 27.9 oldu. Türkiye’de ortalama evlilik yaşı günden güne artan bir eğri izliyor. Evlenme yaşının yükselmesiyle yapılan evliliklerin nüfusa oranı da düşüş gösteriyor. Bunun sebeplerini detaylıca irdeleyeceğiz fakat bu durumun boşanmaların düşüşüne de etki ettiği açıkça görülüyor. Bu etki ortalama yaşın yükselmesinin pozitif bir etkisi olarak görülebilir ancak genel duruma baktığımızda ne yazık ki evli çiftlerin oranının hala boşanmaların daha fazla olduğu zamanlardan daha düşük olduğunu görüyoruz. Peki bunu neden negatif bir durum olarak değerlendiriyoruz veya negatif bir durum olarak mı değerlendirmeliyiz? Türkiye ağırlıklı olarak müslüman bir ülke ve evlilikler azaldıkça yani insanlar inançlarına uygun birlikteliklerden uzaklaştıkça yasaklara daha çok meylediyor. Bu da zamanla kendini gençler arasında yanlışların normalleşmesi ve toplum genelinde ahlakın bozulması olarak gösteriyor. Günün şartlarında çocuğunu iyi bir müslüman olarak yetiştirmeye çalışan bir anne için bu durumu olumsuz nitelendirmede toplum ahlakının bozulmasından daha büyük bir sebep olamaz. Bunun yanısıra evlilikler azaldıkça toplum hızla daha benmerkezci ve empatiden yoksun bireyler üretiyor. Bu seri üretimle yardımlaşma, dayanışma, büyüklere saygı gibi kültürümüzün yapıtaşı olan değerler zamanla tarih oluyor. Bu ve bunun gibi birçok sebepten dolayı evliliklerin azalmasını ve bunun temel nedeni evlilik yaşının yükselmesini olumsuz bir durum olarak değerlendireceğiz.

Peki evlilik yaşı neden yükseliyor? Nedenleri kişinin yetiştiği ortam, eğitim düzeyi, karakteri, hayata bakışı vb gibi birçok faktörden etkilenmekle birlikte ülke genelinde özellikle son yıllarda artan kız çocuklarının öncelikle ekonomik özgürlüğünü kazanması gerektiği görüşü bu durumun en büyük sebebi. Oldukça mutaassıp bir hayat tarzını benimseyen ailelerin çok büyük bir bölümü bile kızlarının bir meslek edinmeden evlenmesi fikrine karşı. Bazı aileler çocuklarının öğrenciyken evlenmesini maddi ve manevi olarak desteklese de bu oran muhtemelen ailelerin gelir seviyelerinin bu kararı desteklemeye yetecek düzeyde olmamasından dolayı çok düşük. Aileler yeterince desteklese bile gençlerin bu kararı alması da günden güne zorlaşıyor. Sosyal medya hayatlarının büyük bir parçası olmuş durumda ve gerçekçi olmayan bir şekilde herkesin çok fazla seçeneği olduğunu düşünmesine yol açıyor. Bu ortamda kafası karışan gençler kendileri için doğru olan seçimleri yapmakta zorlanıyor. Gençlerin bu durumda kaçırdığı nokta şu; tabiri caizse evet denizde çok balık var fakat her balıktan sadece bir tane var. Bir başka konu ise bugünün Türkiye’sinde gerek seküler gerekse mutaassıp ailelerde yetişen gençler, imkanlar eskiye göre daha fazla olduğu ve daha interaktif bir topluma dönüştüğümüz için daha fazla özgürlüğe sahip ve nedense evliliğin bu özgürlükleri kısıtlayacağı düşüncesindeler. Aslında evlilik kurumuna içerden bir bakışla baktığımızda görüyoruz ki durum böyle değil. Bunu kaç yaşında evlendiğiniz ve hayatın tadını ne kadar çıkardığınız değil kiminle evlendiğiniz belirliyor. Yani korkusu bu olan gençlerin düşünmesi gereken şey kaç yaşında evlendikleri değil, kiminle evlendikleri olmalı. Evet evlilikle belki sorumluluklar artıyor fakat bunun sebep olduğu erken olgunlaşma ve hayata erken atılma aslında zarardan çok fayda sağlıyor. Toplumun daha doğrusu yanlış evlilik yapmış insanların evlenmek isteyen gençlerin kafalarını bu konularda çok fazla karıştırdığına şahit oluyoruz. Ama maalesef bununla da bitmiyor; olur da gençler her şeyi ölçüp tartıp yine de evlenmeye karar verirse bu sefer de gelenek görenekler duvarına çarpıyorlar. Şatafatlı nişan törenleri, kınalar, düğünler, çeyizler, balayı masrafları… Ömür boyu beraber mutlu olmayı hayal ettikleri yola çıkarken maalesef sırtlarına bu yükleri yüklemeleri öğütleniyor. Bir de üstüne yetiştirilişi boyunca çoğu kız çocuğunun hayalleri evliliğin kendisi üzerine değil, bu gösterişli seremoniler üzerine kuruluyor. Yine gelenek göreneklere göre bu maddi yükün büyük bir bölümünü üstlenmesi beklenen erkekler haliyle evlilikten soğuyor. Eğer ailesinden gelen bir mal varlığı yoksa ve bu birikime kendi çabalarıyla ulaştıysa bütün birikimini bir törene yatırmak da haliyle mantıklı gelmiyor. Gelmesi durumunda da bu birikime de ulaşabilmeleri için bir süre çalışmaları gerekiyor yani zaten üniversite mezunu olduğunu varsaydığımız bir erkek bu hesapla 30 yaşından önce evlenemiyor. Kadınlar tarafına baktığımızda da mesleğini kazanan kadın bu sefer emek verdiği için iş hayatına atılmak istiyor. Hayatında bu seviyeye gelmiş her bireyin karakteri ve beklentileri büyük ölçüde oturduğu ve her geçen gün daha da netleştiği için seçim yapmak gittikçe zorlaşıyor. Ne kadınlar ne erkekler karşılarına çıkan adaylar kendi kriterlerine uymadığı takdirde çaba göstermeye gerek duyuyor. İlgi alanları belli olan, belli bir geliri olan, tek boş vakti hafta sonu olan iki insanın tahammül sınırı ile henüz hayattan ne istediğini tam olarak anlayamamış, etkileşime açık iki insanın daha yorulmadığı için zorlanmamış tahammül sınırı tabi ki bir değildir. Özetle, yaş ilerledikçe artan özgürlükler, eğitim seviyesi, gelir seviyesi ve yorgunlukla beraber tahammül de azalıyor ve maalesef ilk evlilik yaşı her iki cins için de yükselmeye devam ediyor; bazıları için evlilik bir seçenek bile olamıyor.

Peki ne yapılabilir? Şartların olgunlaşmasını beklemeden evlenmek mi yoksa hiç evlenmemek mi? Aslında bu iki seçeneğe baktığımızda gençlerin ne denli zor bir karar vermesi gerektiğini anlamak mümkün. Peki bu kararı gençler için bu kadar zorlaştırmak yerine kolaylaştırmanın hiçbir yolu yok mu? Tabi ki var. Toplumun bütününü oluşturan her birey minimal bir yaşam tarzına saygı duysa ve gelenek adı altında büyük borçlar dayatılmasa hemen şuan evlenecek bir sürü genç var, buradan başlanabilir. Büyük seremonilerin hayalini kuran gençlere asıl önemli olanın bu seremonilerin sonrası olduğu bilinci verilebilse de toplumda çok büyük bir atılım gerçekleşmiş olur. Güzel -özgürlüğü kısıtlamayan, birbirine destek olan ve birbirini geliştiren çiftler arasında yapılan, sorumluluğun ortak olduğu…- evliliklerin daha çok örnek gösterilmesi yapıcı olmak adına gerçekleştirilebilecek en basit eylemlerden birisi. Çünkü halihazırda evliliğinde mutsuz olup mutlu olabilecek bir sürü genci sadece kendi talihsiz deneyimiyle etkileyen ve engelleyen büyük bir kesim mevcut. Öğrenciyken evlenen çiftler için burs veya istihdam oluşturulması atılacak bir diğer adım olabilir. Bu sayede gençler ailelerinin desteğine ihtiyaç duymadan bu kuruma gösterişsiz, sakin bir giriş yapabilirler. Her bir bireyin veya kurumun kendi gücü dahilinde yapabilecekleri farklıdır ve örnekler çoğaltılabilir.

İlk evlilik yaşı düşürülebilirse ne olur? Öncelikle girişte en büyük sorun olarak vurgulanan toplum ahlakı korunmuş olur. İlk evlilik yaşı düştükçe kendini inancının yasaklarından koruyan genç sayısı artar. Aynı zamanda bu gençler hayata beraber atılmaları gerekeceği ve önceliklerini beraber belirleyecekleri için bu yolla daha sağlam evlilikler kurabilirler. Beğenme eşiği ve kriterler yükselmeden evlendikleri için fedakarlık yapmak, uyum sağlamak kolaylaşır. Ekonomik durum elvermediği için gösterişli gelenekler atlanıp daha sade bir yaşam tarzı benimsenir böylece pahalı düğünler, gelinlikler norm olmaktan çıkar. Kendinden başka birinin sorumluluğunu daha genç yaşta alan bireyler empati yeteneği diğerlerine göre daha çok geliştiği için  topluma daha faydalı bireyler olurlar. Sonuç olarak seçeneği ya şartlar olgunlaşmadan evlenmek ya da evlen-e-memek olan gençlere toplumun her bir bireyi üstüne düşeni yapıp yardım eli uzatırsa daha mutlu çocukların yetişeceği sağlam ailelerin temelleri atılmış olur.

 

Yazar:Rabia Neva BOZKIR

Leave a Reply