Dilini Geliştiren Toplumlar, Yüksek Bir Kültür ve Medeniyet Kurabilir

 

“Dil iletişimin temelini oluşturan en önemli yapı taşıdır. Dil Bayramı’nın 87. yıl dönümünde dilin önemine ve 1500 yıllık yazılı geçmişi bulunan Türk diline dair konuşan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Dilbilimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hayati Develi, “Dillerini iyi işleyen ve geliştiren toplumlar, yüksek bir kültür ve medeniyeti kurma imkânına sahip olurlar. Yüksek bir kültür ve medeniyet oluşturmuş, ama dili zayıf bir toplum yoktur.” ifadelerini kullandı.

Bir millet için dilin önemine değinen Prof. Dr. Develi, “İnsan, bir toplum varlığıdır. Toplumun oluşması içinse mutlaka ortak bir iletişim sistemi gerekir, biz buna dil diyoruz. Millet, farklı sebeplerle bir araya gelmiş toplulukların bir bütünüdür. Bu toplulukların kendilerine has ayrı dilleri olabilir elbette; Hindistan, Fransa ve Türkiye örneklerinde olduğu gibi. Bununla birlikte belli idealler çerçevesinde, tarih ve kültür ortaklığıyla bir araya gelen milletleri bir arada tutan bağ, ortak bir dile sahip olmalarıdır.

Dil zenginliği, bir sonuçtur. Dilinizin temelleri sağlam ve yapısı güçlüyse siz buna yaslanarak güçlü bir eğitim sistemi, güçlü bir bilim ve felsefe kurabilirsiniz. Bir alanda çalışmak; yeni şeylere ad vermek, yeni kavramlara yol açmak demektir. Sanatın var olması anlamları ve düşünce dünyamızı zenginleştirecek, bilimin üretken olması birçok alanda bize yeni ufuklar açacaktır.  Bir nesne ya da kavram üretecek dil zenginliğine sahip olmayan milletler, diğer milletlerin ürettiği kavramları kullanmaya mahkûm olurlar. Kendi kavramlarını üreten toplumlarsa diğer toplumlara öncü olurlar. Bu anlamda dili zenginleştirmek ve geliştirmek herkesin işidir.” şeklinde konuştu.

“Türkçe Kültür ve Medeniyet Taşıyıcısıdır”

Türkçenin birçok açıdan en verimli yüzyılını yaşadığını ifade eden Prof. Dr. Develi, “Türkçe büyük bir dünya dilidir. Yüz milyona yakın insanın doğrudan doğruya anladığı, ama bir o kadar insanın da kolayca iletişim kurabildiği büyük kültür ve medeniyet taşıyıcısıdır. Dile, geçmişin metinlerini okuyarak, anlayarak sahip çıkmak ve onu geleceğin bilimini üretecek, medeniyet birikimini geleceğe taşıyacak bir dil hâline getirmek için üzerine hassasiyetle eğilmek sadece dilbilimcilerin, akademinin değil okuyan-yazan her bireyin görevidir. Türkçemiz en az 1500 yıllık yazılı geçmişe sahip. Bu birikimi geleceğe taşımak bizim sorumluluğumuz. Her aydının bu dile nasıl katkı yapacağını, bu konuda kendi emek ve gayretinin ne olacağını düşünmesi lâzım. Çocuklarımıza zengin ve imkânı bol bir Türkçe becerisi kazandırmak için üzerimize düşen sorumluluklar var, hepimiz bu sorumlulukları yerine getirmek için gayret göstermeliyiz.” diye konuştu.”

Yazının aslına ulaşmak için bağlantıya tıklayınız.

Leave a Reply